5 Ekim 2010 Salı
4 Ekim 2010 Pazartesi
20 Eylül 2010 Pazartesi
merdiven...

sokağın bittiği yerde başlıyordu merdiven. önce dosdoğru aşağıya inip, hafif sağa kıvrılıp iki basamak yukarı çıkıp, sola doğru dönüp doğruca kıyıya varıyordu. tam seksen iki basamak. sanki bir ömürün yılları gibi diye düşündü, merdivenin başına kadar yürüyüp gelen kadın. duraladı... inip inmemekte karar veremedi. hayli aceleci gibiydi de, nedense... bir süre öylece hareketsiz, telaşlı bir ifadeyle baktı ufuğa doğru. yüzünde hiçbir değişiklik olmadan. birden gözlerini kapattı. kendine doğru esen rüzgâra dayadığı suratını iki elinin arasına aldı, gözlerini gizler gibi ovuşturdu. aşağıya inecek gücü bulamadı kendinde. ilk basamağa oturabilmek için bir basamak indi ve kendini yere doğru bıraktı. şansı vardı, bu öğle sıcağında merdiven başındaki akasya ağacı onu güneşten koruyordu. kolundaki çantasını ayağının ucuna indirdi, elini içine daldırıp sigara paketiyle birlikte kibriti çekip çıkarttı. yavaşça paketi açarak, içinden bir sigara çekip dudaklarına sıkıştırdı. kibrit kutusunu açıp içinden aldığı kibrit çöpünü iki elini kapatacak şekilde tutuşturup sigarasını yaktı. peş peşe iki nefes çekerek ciğerlerini doldurduğu dumanı yavaş yavaş derin hırıltılarla dışarıya üfledi. canı bir kahve çekmişti. sigaranın yanında ne de iyi olurdu dedi, kendisiyle konuşarak. bunu hep yapıyordu... içindeki seslerle konuşmak çocukluğundan kalma huydu. iki dudağına sıkıştırdığı sigarayı dört-beş nefeste tüketiverdi. oturduğu yerden kalkabilmek için iki elini destek olarak kullanarak, tüy gibi hafif bedenini zorlukla doğrultmuştu ki ayakları vucudunu çekmekte direnince tekrar dikildiği yere çökmek zorunda kaldı. oysa kıyıya inmek, denizin serinliğini tüm benliğinde hissetmekti arzusu. çok iyi biliyordu, içinde biriktirdiği kuşlarının göç mevsimini. bu ağır yükten kurtulma arzusu haftalardır acı verse de, içindeki heyecan tüm hücrelerini yavaş yavaş sarıyordu. bir parça daha dinlendi kendisiyle konuşarak... inatla vucudunu yerden kazıyarak ayaklandı, uzuvlarına hükmedercesine. vücudunu ileriye itti ve önündeki ilk basamağı indi. ardından bir diğerini geçti, teker teker tam seksen iki basamak... sonunda deniz kıpırtısız, dingin ve onu kollarına alacakmışcasına karşısında duruyordu... soluklanmak için önce duraladı, ardından kendine seslendi... durma sakın!..
14 Eylül 2010 Salı
Do not warm up! / Isın-ma!
In this century, temperature has already decreased 0.7 ˚C. If we don’t take any precaution until 2100, temperature will decrease 5.5 ˚C and 40% of the species will become extinct.



Bu yüzyılda sıcaklık 0.7 derece arttı, 2100’e kadar 2 dereceyi aşmaması için önlem alınmazsa 5.5 derece artmış olacak. Canlı türlerinin %40’ı yok olacak.



Bu yüzyılda sıcaklık 0.7 derece arttı, 2100’e kadar 2 dereceyi aşmaması için önlem alınmazsa 5.5 derece artmış olacak. Canlı türlerinin %40’ı yok olacak.
28 Haziran 2010 Pazartesi
sosyal afiş / social poster
My white body is a dark stain – thanks to you!*
*There’s a massive environmental catastrophe in the Mexican Gulf for two months. Millions of galons of petrol, seeping into the ocean after the explosion in BP’s oilrig is ruining natural life. The chance of survival for the pelicans born in the leak is diminishing with each passing day. The duration this disaster threatening the future of shrimps, crabs, seabirds, turtles, fish, humans and natural life cannot be predicted.

bembeyaz bedenim -sayenizde- kara bir leke!*
*Meksika Körfezi’nde iki aydır büyük bir çevre felaketi yaşanıyor. BP’ye ait petrol kuyusundaki patlama nedeniyle denize akan milyonlarca varil petrol, doğal yaşamı mahvediyor. Petrolun içine doğan pelikan yavrularının ve annelerinin hayatta kalma şansı giderek azalıyor. Karidesler, midyeler, deniz kuşları, deniz kaplumbağaları, balıklar, insanlar ve doğal yaşamın geleceğini tehdit eden sızıntının ne kadar süreceği ise bilinmiyor!
*There’s a massive environmental catastrophe in the Mexican Gulf for two months. Millions of galons of petrol, seeping into the ocean after the explosion in BP’s oilrig is ruining natural life. The chance of survival for the pelicans born in the leak is diminishing with each passing day. The duration this disaster threatening the future of shrimps, crabs, seabirds, turtles, fish, humans and natural life cannot be predicted.

bembeyaz bedenim -sayenizde- kara bir leke!*
*Meksika Körfezi’nde iki aydır büyük bir çevre felaketi yaşanıyor. BP’ye ait petrol kuyusundaki patlama nedeniyle denize akan milyonlarca varil petrol, doğal yaşamı mahvediyor. Petrolun içine doğan pelikan yavrularının ve annelerinin hayatta kalma şansı giderek azalıyor. Karidesler, midyeler, deniz kuşları, deniz kaplumbağaları, balıklar, insanlar ve doğal yaşamın geleceğini tehdit eden sızıntının ne kadar süreceği ise bilinmiyor!
1 Haziran 2010 Salı
4 haiku!
uzak bir martı
sekti dalgaların üstünden–
battı gün!
pencere pervazına
sinmiş kedi–
kurnaz tilki sanki!
kocamış çınar
kuşlara filizlenmiş–
cıvıl cıvıl!
yağmur sicim gibi
iniyor gökten!
insan pisliğine–
22 Mayıs 2010 çengelköy
sekti dalgaların üstünden–
battı gün!
pencere pervazına
sinmiş kedi–
kurnaz tilki sanki!
kocamış çınar
kuşlara filizlenmiş–
cıvıl cıvıl!
yağmur sicim gibi
iniyor gökten!
insan pisliğine–
22 Mayıs 2010 çengelköy
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

