2 Haziran 2009 Salı

Gövdemde derin izler!


İz bırakmak...


Yaşamı önemseyen insanların tüm yaşamları boyunca peşinden koşturduğu ve en çok önemsediği olgu, gelecek kuşaklara anlamlı bir şeyler bırakmaktır sanırım. Bunun için çalışıp çabalamamıza, gecelerimizi gündüzümüze katmamıza, bir sürü olumsuzluklara göğüs germemize rağmen yine de başaramayabiliriz. Olsun; bu ulvi amaç için her şeye değer deriz, bir anlamda! Kişiden kişiye değişirde bu olgu. Kimilerine göre bir sanat eseri veya bilimsel araştırma, kimilerine göre ise zor durumda olan her hangi bir canlıya el uzatma. Seçenekler böylece uzayıp giderken anlamlı olan aslında senin ne hissettiğindir, seçtiğindir, kendinle yaşamla var olmakla hesabındır. Nedir ki zaten yaşamın değeri, bu tür bir şeyin peşinden gitmeyeceksek?

İz bırakmak, evet her insan bırakır ardından şu izi. Anılarımızda her daim taze kalır, olumsuzu yüreğimizi burkar, olumlusu yaşama bağlar. O kadar çoktur ki gönlümüzde, aklımızda, benliğimizde iz bırakanlar. Biliriz korkularımızın, hâyâl kırıklıklarımızın, üzüntülerimizin, sevinçlerimizin, yaratımlarımızın izleri kimlerdendir. Bu izlerdir yaşamımızın nedenleri, benliğimize kazınmıştır.

Belki de hepimizi ağaçlardan ayıran en önemli iz, bizim ruhumuza kazınan o izlerdir!

Savaş Çekiç
Kasım 2007










Leaving a trace behind!...


For people trying to give a meaning to their lives, the most important aim in life is to leave something meaningful to next generations. Although we try very hard to achieve this aim, we may work day and night and do everything to overcome every obstacle on the way, we may still not be able to reach that target. But we say ‘never mind!’ it is worthy of everything we do!.. Even this aim may differ from person to person. For some reaching this aim may mean creating an art object or a scientific research, for others this may be helping someone who is in hardship. The list can be extended; the most important thing is how you feel throughout this journey, what your choices are and how you carry your integrity in life. What is then the value of life if you are not pursuing anything?

Leaving a trace behind, yes everybody leaves a trace behind: our memories always remain fresh, otherwise breaks our hearts. There are countless experiences in life that leave a trace on our hearts, minds and beings. However we also know who left the most important trace on our dreadful fears, disappointments, sadness, also joys and creations. These traces add meaning to our lives and self.

The trance differentiating us, humans, from trees is the one carved into our souls.

Savaş Çekiç November 2007

29 Mayıs 2009 Cuma

27 Mayıs 2009 Çarşamba

aşk'a dair



birlikte çıkacağız o dar yokuştan
yosunlanmış parke taşların üstünden kayarak
caravaggiyo’nun ışığı eşliğinde
geçeceğiz sardunyalı pencerelerin önünden
kapılar gürültüyle kapanırsa yüzümüze
birbirimizin ardından ellerimizdeki kelimelerle
şiirler yazarız, gölgeye dair ağıtlar
vapurların düdükleri bizim için de çalacak
sakın heyecanlanma, selama dur
gözyaşlarını biriktirdiğimiz kavanozlar
ceplerimizden yuvarlanıp yokuşa saçılınca
aldırma sakın arkana da bakma
yorucudur dik dar yokuş
annem yanıma bir somun ekmek,
bir kavanoz reçel koymuş, ham incirden
hafif acımsı, karanfilde katmış
gölgede soluklandığımızda tadarız
bende isli peynir aldım yanıma
tatlıdan sonra iyi gelir
önden ben giderim ardımdan sen gel
başın dik olsun, gönlün ferah
sade giysilerin olsun üstünde
che’li tişörtün, hasır şapkan, miyop gözlüğün
uzakları seçmek lazım, kazılmış çukurları
akasyaların kokusuna kapılmadan
ne küçümsemek, ne de abartmak lazım
çıkalım bu dar dik yokuşu sükunetle
görerek, özümseyerek, sindirerek
çocuklar ıslak mendil satarlar köşe başlarında
hoş tutalım derim, alınlarımızı silelim
her adım bir tebessüm yaysın yüzümüze
sen not tut, ben kare kare fotoğraf çekeyim
kıvrıla kıvrıla çıkar bu dar yokuş
önce evleri geçelim, sonra aklımızdaki duvarları
ardımızda bıraktığımız anlardaki tad
terimizde acıbadem kokusu yaysın
bazen yetiş yanıma, ya da ben bekleyeyim
yokuş insanlarına misafir,
bir acı kahvenin kırk yıl hatırı olalım
acelemiz yok, varacak bir son da...

24 Nisan 2009, Çengelköy

14 Mayıs 2009 Perşembe

bir ünlem iki nokta

şair bunu bilemedi
kulağına fısıldadık
anlattık ona
yazmasın gerisini
şiirde kaybolmak niyetimiz
satır başlarından kaçarak
harflerin arasına
ayaklarına dolanarak
cümlenin sonuna yerleşmek
orada yaşlanmak istedik
minik bir hayat
harflere, kelimelere, cümlelere
öyküye, romana, şiire
konu olamayan
extra bold’dan kaçan
göze gelmeden
dile hiç gelmeden
light bir hayat
istedik

6 Mayıs 2009 Çarşamba

5 Mayıs 2009 Salı